Kayıtlar

Aralık, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DURU

Sonunda nisan yağmuru
Islak ve sıcak Sanki toprak kokusunu çalan damlalar pişman olmuş, teslim oluyor. Düştükleri yerde parçalanıp kıymet verdikleri o şöleni yitiriyorlar. Burna keskin ve ferah gelen o kokuyu birden kaybedip ebediyete kapıyorlar gözlerini. Tüm varlıklarını kaybetmiş Ama hala duru...

DERİNLER

Gözlerinde korkuyu hissettim.
Soğuktu.
Bir o kadar da yalnız...
Sanki ağlamaktan çatlamış gözleri.
Derisi sertleşmiş.
Kadife, çizgili pantolonu, siyah şapkası...
Ve vazgeçilmez sarı pantolon askıları...
İlk bakışta komik.
Ama sonra...
Mutluluğu gördüm onda.
Korkunun dehşetine kapılıp sonsuz mutluluğu buldum.
Eksik parçamı.
Arayışımın cevabını.
Ama bulduğuma ben de korktum.
Eskisi gibi olmayacak hayatıma dönüp yeni serüvenimin boşluğuna bıraktım kendimi.


İYİ GÜNLERDE HARCAYINIZ

İnsan.
Bu kelimenin tanımı günümüzde tam olarak şöyledir: Atan bir kalbe sahip olan ve rutin işler içinde durmadan koşuşturan kişiler. Her gün hepimiz yetişeceği bir yer var. Yapmamız gereken işler. Üstlendiğimiz veya üstlenmek zorunda bırakıldığımız sorumluluklar. Bu yoğun süreç içinde adeta zamanla yarışırız her birimiz. Kalabalıklar içinde kendimizi de sığdırırız ve kimsenin birbirinin farkında olmadığı o kalabalıklarla zaman geçiririz. Alışılmış görüntülerde kimse tepki gösterip, göz ucuyla bile olsa etrafı süzmez. Ama… Ne zaman sözlükleşmiş beyinlerimizde ‘olağandışı’ bir şeye tanık olsak alıcılarımız hemen o yöne çevrilir. Gözlerimiz bazen öyle utanmaz olur ki karşımızdakinin kalbinde açtığımız yarayı hiç hesaba katmadan yansıtır içimizdekileri. Empati adı altında saf acıma olan duygular meydana çıkar. Yardım veya anlayış sadece beynimizin içindeki sözlükte kalır ve biz hala kendimize insan deriz. Duyguları ölmüş, kendinin bile farkında olmadığı bir sürece kendini bırakmış, sorsan h…