Kayıtlar

Haziran, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SORUYORUM KENDİME...

Resim
Sürüklendiğimiz yerlere bile fazlayız. Ne kendimiz memnunuz ne de etrafımızdakiler. Hep bir şeyler yanlış. Her an tutarsız. Biz ne bir şarkıda varız, ne de bir resimde huzurlu... Söylesene nedir ki bu olumsuzculuk. Her şeye hayır, herkes kötü? Nereye kadar gider? Benim dağıttıklarım bana geri dönecekse bu hayatta, neden inadına siyahım onlara? Asil değilim, karanlığım. Uyumlu değilim, huzursuzum. Tek tük şeyler de bile nasıl anlamlar varken ben neden saydamım? Görünmeliyim, gök kuşağını taşımalıyım kanatlarımda. Gülümsemeliyim. Ve sormalıyım kendime, nereye kadar peşimde sürüklediğim mutsuzluklara batmaktan kaçacağım? Bu boşluk beni ne zaman yutar? Yüksek yerlerden manzaralara bakmak güzeldir. Ama o manzarayı sahiplenip kimse görmesin derken birden yerin dibine çakılmak da bir o kadar yakındır bu hayatta. Ve şu an bazıları çakılmış. Çırpınamıyor bile. Sesi bile çıkmıyor belki de.  Tek bir şansı vardı. O da, gözünü köreltip sahiplendiği uçurumun tepesindeki son anında kala kaldı işte.…

Namaikizakari - Manga

Resim
Ben özel eşyalarına çok düşkün biriyimdir. Küçük bir kağıt parçası bile olsa sırf anısı var diye onu ömür boyu saklamak isterim. Sakladığım her şey de birbiriyle öyle ilgisizdir ki ne arasanız bulabilirsiniz. Ve sanırım bu blog da benim kırmızı kutum gibi her şeyi içinde barındıran bir yer olacak.
Asıl başlığımıza dönersek...
Namaikizakari; benim en en sevdiğim manga olmakta. Konusu şöyle ki: Machida Yuki, yakın arayla doğmuş üçüz erkek kardeş ve ikiz kız kardeşlerin en büyüğüdür. Daha kendisi çocukken kendinden küçük beş kişiye ablalık yapmak zorunda kalmıştır. Eh bu durumda da hemen olgunlaşmıştır. Ancak bir durum vardır ki. Yuki kendini hep katlanmaya programlamıştır. Oto kontrolü sağlam tutup elinden alınan şeyler karşısında ağlamayıp serin kanlı yaklaşmıştır. Ama bu nereye kadar böyle gidecek dersiniz? Naruse Shou ise umursamaz, kendinden büyüklere bile saygılı davranmayan, -ki bu Japonya'da fazlasıyla önemli- bayağı bir yakışıklı ve upuzun bir gençtir. Yuki onu ilk gördüğün…

Bir 'ASUDE' Okuru Olmak

Resim
Ben kesinlikle iflah olmaz bir romantiğimdir. Ancak benimle iki çift laf etseniz bile bunun kocaman bir palavra olduğunu savunursunuz.
Ne yazık ki gerçek bu: Ben aşk denen mucizenin hayatıma girmesini sabırla bekleyen ve deli gibi isteyen birisiyim. Aynı zamanda bunun en büyük imkansızlık olduğunu düşünecek kadar da karamsar...
Bunun için bize yaşadığımız koşuşturmalı hayatta tadamayacağımız duyguları tattıran kitaplar iyi ki var.
Evet, sizde benim gibi aşka aşık biriyseniz eğer en yakından bir ASUDE kitabı edinebilirsiniz. İçinde aşkı, entrikayı, göz yaşını ve sonsuz mutlu sonları bulacaksınız. Hani gökten üç elma düştü hikayelerinden.
Benim yazarla ilk tanışmam 'Kore Hikayeleri' diye bir forum sayfasına dayanır. Ne yazık ki ben konu teknoloji olunca kaplumbağa hızında yaşayan birisiyim bu yüzden forum kapandıktan sonra keşfettim ve yorum yapabilme imkanım olmadı hiç. İlk okuduğum hikayesi ise 'Kalbin İntikamı'dır. Ahh, hala her satırıyla aklımda. Her yeni kurguyla k…

'Eleanor & Park' Okur Yorumu

Resim
Bu bloğu açtığımda tam olarak ne yazmam gerektiğini bilmiyordum. Can sıkıntısı ile kendime bir hobi edinmek istedim ve bilgisayarın başına oturdum.
Ben o yazdıkça rahatlayan insanlardanım, evet.  Sonra kendime anı olarak bırakmayı düşündüğüm bu sayfaları kendim için değerli şeylerle doldurmaya karar verdim. Ve şimdi size okuduğum kitaplar arasında en sevdiğim olanı anlatacağım. Bana bir şans verilseydi ve istediğin kitabın içine girip orada yaşa denseydi kesinlik tercihim 'Eleanor & Park' olurdu. Orada o okul servisinin bir köşesinde durup el ele tutuşan o ürkek çifti izlemek, gizli vedalaşma yeri olan o karavanın etrafında turlamak, anlatılan o öğrenci dolaplarına yaslanıp çevreyi izlemek isterdim. Tabi ki bunu yaparken o dönemin vazgeçilmez müziklerini dinlemek... Kolumun altına sıkıştırdığım eşsiz çizgi romanlara göz atmak... Gelelim kitapla ilgili düşüncelerime. Rainbow Rowell'ın yazdığı diğer kitapları okumadım ama hepsi bu kitaptaki gibiyse çok eğlenceli bir anl…

KURTARICIM; BİR ROMAN

İnsan hayatını kurtaranı unutamaz.
En dipteyken, bitti derken, yalnız kalmışken ve hayatına dair önem verdiğin şeyler bile senden uzaklaşmışken seni bulunduğun durumdan kısa zaman bile olsa koparan şeyler asla unutulmaz.
Yeri ayrıdır, sevgisi ayrıdır, öncekinden bile değerlidir şimdi.
Benim için yeniden nefes almamı sağlayan mucize kitaplardı.
Yalnızdım, değişimi yadırgamıştım, artık mutluluk benim için zorunlu bir rol haline gelmişti. Ama sonra zaten hep elimin altında, kalbimin bir köşesinde olan şey baş köşeye yerleşti. Beni aldı götürdü başka hayatlarda kendimi buldurdu.
O hayatlarda sevdim, nefret ettim, zorluk çektim, sefa sürdüm, aşkı buldum, ihaneti yaşadım, terk ettim, terk edildim, öldüm, öldürdüm, pişman oldum, gurur duydum. Ama hepsinden önemlisi dertlerimi unuttum ve gerçek hayata geri döndüğümde artık zorluklara karşı daha güçlü oldum. Sanki birisi kollarımla başımın üstünde taşıdığım kayayı kucaklamış gibi.
Hafifledim.
Ve ben yine mutlu oldum. Mutluluğu buldum.
Bu yüzde…

21. YAŞIN İLK GÜNÜNDEN

Büyüyorum.
Dün bir yaş daha büyüdüm.  Şu an yeni yaşımda bir günü yaşadım. Peki gelecekte mutlu muyum? Bir saniye sonrası belki... İki gün sonra sınavlar bitecek ona da tamam... Yakın gelecekte mutlu olma ihtimalim var. Peki ya o saplantılı bir şekilde merak ettiğim 'seneler sonrası'? Şu an sahip olmak istediğim meziyetleri elde etmiş, 'kendi ayakları üzerinde duran kadın' imajını hayata taşıyan ben mutlu muyum? Şu an istediği gibi her şeyi geride bırakıp sadece kendi doğrularıyla yaşamak isteyen kız hala orada bir yerlerde mi? Tüm insanları susturmak isteyen, kafasına estiğinde ülke bile değiştirebilecek kadar özgür olmak isteyen kişi şimdi nereye zincirlendi. Gerçekten attığı her adım sadece kendi istediği için mi? Hazırladığı kitap listesi ne oldu? Çizgi romanlar... Tatil planları... Öğrenilecek diller... Çalınacak enstrümanlar... Gidilecek kurslar... Peki bunlar o kız için hatırlanan güzel tecrübeler mi yoksa özlem duyulan, kursakta kalan hevesler mi? Bir sonraki g…