Kayıtlar

Mart, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bambaşkalaşmak

Merhamet ne demek unuttuğumuz günleri yaşıyoruz sanki. Kaç küçük çocuğun gözyaşını gördük bu zamana kadar. Kaç çığlığa kayıtsız kaldık. Bizi hapsettikleri tabulara körü körüne bağlanmışız. Biraz farklı davranana da hemen belli isimleri yaftalıyoruz. Her geçen gün mutsuzuz. Geleceğe karşı güvensiziz. Şu an başlıkları tek tek saymak istemediğim çünkü okurken bile kahrolduğum, yazmaya içim elvermediği ne felaketler oldu hayatımızda. Tek bir tuşla bizi o anlık depresif ve öfkeli hale sokan o olaylar kim bilir failini ne derece yok ediyor? Biz bazen diyebiliriz: "Yapabileceğim bir şey yok. Elimden gelmez. Uzakta. Başkasının işine karışmak olur." Daha o kadar çok bahane sayabilirim ki. Çünkü ben de bazen o bahanelere sığınıyorum. Bazen mi dedim hemen hemen her zaman. Diğerleri, siz de, öyle değil misiniz? Toplum olarak hepimizin ağzında- pardon klavyesinde- birlik, sevgi, paylaşmak, yardımlaşmak... Kısacası başkaları tarafından duyulduğunda hoşa gidecek her şey var. Ama bana samim…

Wo Ai Ni

Resim
Daha fazla sevemem diyorum hep.
Bu kadar yer yüzünde ulaşabileceğim en büyük aşk.
Fazlası olmaz. Olamaz. Ben sınırıma ulaştım.
Ama sonra bir şey oluyor.
Bir şey yapıyorsun ve...
Ben seni eskisinden bile fazla seviyor oluyorum.
Bu hayatta aşk insanı mahveder.
Biz gönüllü mahvolanlarız.
Bile isteye acıya koşanlarız.
Biraz bile tereddüt etmeden.
Ne zaman oldu, nasıl oldu bilmiyorum ama oldu işte.
Asıl mesele olması değil miydi?
Sonu önemli değil.
Ellerim bir kere bile değmese ellerine seni böylesine sevmek yeter.
Bu aşkı yaşamak bana yeter.
Uzaktan hallerini izlemek, gülümsemende yüzümde oluşacak o dalgın ifade...
Bunlar her şeye değer.
Ben hayatımda bir kere aşka düştüm.
Ve geriye hiçbir pişmanlığım kalmadı.

'Tehlikeli İlişkiler' Okur Yorumu

Resim
Merhabalar. Önceden bahsettiğim kitabın tanıtımı için buradayım. Tehlikeli İlişkiler: Tabulara ilk saldırı! Kitap mektuplaşmalardan oluşuyor. Ben eski zamana hasret biri olarak mektuplarda gezinirken çok mutlu oldum. Yazı dili, kullanılan özlü sözler, kişileri karakterleri pek çok şeyi gözleme imkanı buldum. Dünyaya yeniden gelsem her halde 18. yüzyılın İngiltere'sinde olmak isterdim. Tabi bir leydi olarak. :D Hayallerimizde biraz şımartalım kendimizi değil mi? Kitabın konusu şöyle; yakın arkadaş olan Markiz de Merteuil ve Vikont de Valmont aşkı bir 'baştan çıkarma' oyununa dönüştürmüştürlerdir. Bir gün Markizin eski sevgilisinin uzaktan bir akrabasıyla evleneceği haber gelir. Kont de Gercourt adındaki bu adam Markizi başka biri için terk etmiştir. Bunun öcünü almak isteyen Markiz de Merteuil, Vikont'tan akrabası olan genç kızı (Cecile Volanges) baştan çıkarmasını ister. Ama Valmont kızın çok küçük olduğu üstelik yeni hedefinin başka bir kadın olduğunu söyleyip reddede…

Her Yeni Gün

Denk geldiğimiz bir suçlamayı üzerimize alınıp kırılıyoruz.
Düşüncelerimiz bir başkası tarafından küçümsenince kabuğumuza çekiliyoruz.
Biraz zorlayıp yine takdir edilmeyince yoruluyoruz.
Sanki her yeni günle tepemizdeki hortum büyüyor ve bizden daha çok şeyi içine çekiyor.
Eksiliyoruz parça parça.
Canımız acıyor.
Bitmesini istemeye bile cesaret edemiyoruz bazen. Baş ağrılarımız yine kuruluyor hayatımızın ortasına.
Herkes acısını yazıyor her yere. Onlara bile inanmaz oluyoruz gün geliyor.
Kalabalığı yadırgıyoruz yine de yalnız kalmak istemiyoruz.
Gözyaşlarımızı tutmaktan en olmadık yerlerde kaçıp gidiyor onlar da.
'Nasıl yaşıyoruz? Neden yaşıyoruz?' Bu sorularla ömrümüzü tüketip yine cevapsız gözlerimizi kapıyoruz.
Huzursuz, mutsuz hayatımızı her gün artırarak yaşamaya çalışıyoruz.
Büyümek diyoruz adına, her hatırladığımızda küçülmek isteyerek.

Highway - Film

Resim
Merhabalar.
Bir Hint filmi tanıtmaya geldim sizlere. Ama öyle böyle değil her şeyini çok sevdim. Mesaj verme potansiyeli devasa boyutlarda olan ve bunu bir kısmını kullanan, içinde bana hissettirdiği aşka gönlümde taht kuran film. Eğer ben bir filmi içselleştirdiysem sonunun pek bir önemi kalmaz o zaman. Bu film için de öyle. Sonu klasik Hint filmleri gibi bitti ama bana sorarsanız hiç bitmeyecek bir maceraydı. İmtiaz Ali'nin yönetmenliğinde, Randeep Hooda ve Alia Bhatt'ın eşsiz oyunculuğunda, bizi duygudan duyguya sürükleyen bir yol filmi Highway. Konusu şöyle;
Veera Tripathi Hindistan'ın çok zengin ailelerinden birinin kızıdır. Düğün arifesinde nişanlısıyla hava almak için şehir arabayla gezerken şehir dışında bir benzinlikte durular. Kapalı alanlarda kalamayan Veera kendini hemen dışarı atar. O sırada soygun yapmakta olan adamlar onu rehin alır ve macera başlar. Mahabir Bhati bir nevi bu çetenin başıdır. İki karakter zaman zaman zıt düşseler de sonra bir birileri üzerind…

En Güzel Aşk Filipinler'de!

Resim
Merhabalar. Ah.., Filipinler deyince bile insan sıcacık hissetmiyor mu? Başlarda nasıl bir dille karşılaşacağım diye merak ediyordum. Sonra tatlı mı tatlı aşk hikayeleriyle ve süper ötesi yakışıklımızla beni pişman etmeyen iki güzel film oldu. İki filmin de başrol oyuncuları aynı. Ben tarihlere göre peş peşe izledim filmleri aynı sırayla da anlatmaya başlıyorum. İlk filmimiz Bakit Hindi Ka Crush Ng Crush Mo? Anlamı ise görselde gördüğünüz gibi.  Konusuna gelecek olursak Sandy aşık olduğu adamla birinci yıllarını kutlamak üzeredir ve ona çok kıymetli bir hediye vermeyi tasarlar. Ancak kutlama yerine gidince sevgilisi onu terk eder. Diğer baş rolümüz Alex ise yakın zamanda düğününü iptal etmiş ve baba evine dönmüş bir gençtir. Şirketler zincirlerindeki plak şirketi batmak üzeredir ve Alex onu kurtarmaya talip olur. Sandy ise bu şirketin çok başarılı bir çalışanıdır. Ancak maddi yetersizlikle şirketten pek çok eleman çıkarılır. Sandy de terk edildiği günün sabahına işten çıkarılınca tüm…