Neler Hakkında Yazıyorum?

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 26

Merhabalar.
Geldik en sevdiğim duyguya. Aşk.
Ayrıca da sabırsızlıkla beklediğim maddeye. Seçenekleri ilk okuduğumda aklımdaydı bu maddenin şarkısı.

26. Aşık olmak istemene yol açan bir şarkı.
Şarkının sözleri o kadar benim istediğim türden birini anlatıyor ki. Herkes arkadaşlarıyla şöyle birini istiyorum, böyle baksın, gözü şöyle, kaşı böyle olsun demiştir. Benim için birlikte olmak istediğim kişi herkesin dikkatini çeksin isterim. Gören hayran olsun, her özelliği mükemmel olsun. Aynı bu şarkıdaki gibi o geçerken yıldızlar kaysın gökyüzünden. Beraberken kuşlar cıvıldasın. Tüm kadınlar onu görmeyi istesin. Eh bu da fazla aşk romanı okumanın zararları. Asla böyle biriyle karşılaşmayacağımı hatta dünya üzerinde böyle biri olmadığını bilmeme rağmen hayal kurmak bedava. Zaten ileride olur da evlensem bile bunun çok güçlü bir aşk duygusuyla değil de daha yüzeysel 'birbirimize uygunuz' duygusuyla olacağını biliyorum.
Aşk bu kadar güzel bir duyguyken onu karşımıza çıkan her insana hissedip sıradanlaştırmamalıyız. Ki onun da buna izin vereceğini sanmam. Mucize gibi aşık olmak. Sayılı ortaya çıkan mucizelerden.

Carpenters - Close to you

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 25

Merhabalar.

25. Artık hayatta olmayan sanatçıdan bir şarkı.
Bu maddeyi okuduğumda aklıma hemen bir isim geldi. Ben orta okuldayken vefat ettiği için sanırım. Biz onun dizilerini izler, müziklerini dinlerdik o zamanlar. Ancak bence iyi de bir müzisyenmiş ki hala unutulmadı. Her canlı bir gün yok olup gidecek, geride bıraktıklarımızsa bizi yaşatacak. Umarım hepimiz güzel şeylerle veda ederiz dünyaya.

Barış Akarsu - Kimdir O

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 24

Merhabalar.
Bugün size en sevdiğim şarkılardan biri ile geldim. Maddeyi okuduğum anda aklıma geldi.

24. Dağılmamış olmasını dilediğin gruptan bir şarkı.
Yavaş ve sakin bir ritim.
Birbirinden güzel cümleler.
Yumuşacık bir ses.
Fade into you...

Mazzy Star - Fade Into You

Yaşamak, Doğan Her Güneşte Yeniden

İçimizi titreten korkular kaçınılmaz mı?
Böbürlendiğimiz o olacakları hissedebilme yeteneği felaketi hissettiğimizde sonunu tahmin edemeyeceğimiz için işe yaramaz mı?
Uzakları düşündüğümüz süre boyunca sızlayan ruhumuz çok mu acınası?
Göz kapaklarımız kaşınsa bile akmayan damlalar güçlü mü yapıyor bizi?
Büyüdüğümüz her saniyeye pişman olmak geriye döndürüyor mu bedenimizi?
Bizimle hiçbir ilişkisi olmayan hatta bizi tanımayan insanlardan nefret edebilir miyiz?
Ben kimseyi incitmem o zaman onlarda bana anlayış göstersin dediğimiz zaman çok mu hayalciyiz?
Kocaman kanatlarımız olduğunu ve onlarla tüm sevdiklerimizi sakladığımızı hayal ettiğimiz yaş yirmi bir olamaz mı?
Haykırmak isterken susmak zorunda kaldığımızda söyleyemediğimiz o her kelime boğazımıza dizilip bizi boğduğunda bu gerçek bir intihar mı?
Yüreğinle beraber seni incitenleri parçalarken kim suçlu?
Kendini eksiltmek pahasına, yıllarca direndiğin nefreti ruhuna bulayınca kim karşına geçip sana kızabilir?
Her defasında kendini durdurup, affetmeye çalışıp, düzeleceğini sanıp nereye kadar yaşayabilir insan?
Gerçek isteklerini unutturacak kadar değiştirip kendini güç sahibi olmak istediğinde ortaya çıkan enkazda kalanlar neyden şikayet edebilir?
Gözlerini her kırpışında değişimi bekler insan böyle olunca.
Birilerine bir şeyi yaşatmadan önce düşünün.
Eminim herkesin sol tarafı doludur ve belki günün birinde sızlar.
Yadırgamayın o zaman. Vardır bir sitem edeni.

30 Şakı Meydan Okuması * Gün 23

Merhabalar.

23. Herkesin dinlemesi gerektiğini düşündüğün bir şarkı.
Aslında insanların hayatına karışan biri değilimdir. Bu genelde onları umursamamamdan gelir. Yani 'kim ne yaparsa yapsın banane' modunda dolaşan biriyimdir hep. Hiç herkesin yapmasını gerekli gördüğüm bir şey olmadı. Bu madde için gezinirken de görünce dedim ki çok güzel şarkı, çok da seviyorum o zaman herkes dinlesin. Pinhani'den de dinleyebilirsiniz o da güzeldir.

Feridun Düzağaç - Çok Aşık

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 22

Merhabalar.
Hiç istemesem de bugün bir kaçamak yapacağım. Ya ben çok yüzeysel baktım şarkılara ya da dinlediklerim arasında hiç mi hiç öyle şarkı yok. Beni ileriye taşıyabilecek, ufkumu açıp, evrilmemi, kendimi geliştirmemi sağlayacak bir şarkı bulamadım. Ama umarım bu amaçla yazılan çok şarkı vardır. Çünkü basite kaçıp aşk, ayrılık falan filan yazmaktan daha faydalı olur.
Ama günü boş geçmek istemediğim için bir şarkı koyuyorum buraya. Herkes Lana Del Rey hayranıymış ancak ben sadece bu şarkısını dinledim o da The Weekend adını gördüğüm için. Zaten herkes yapıyor diye de bu saatten sonra hiç dinlemem. Bu istisna olsun. Ama sözlerine bayıldım. Beni atın o H harfine. Ve mümkünse beni attığınız bir yerlerde unutun. Okul bitince ben size dönerim. Sıkılıdım artık. :(

Lana Del Rey - Lust For Life ft. The Weeknd

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 21

Merhabalar.
Bu sefer şarkıyı bulmakta zorlandığım bir madde oldu. Hiç biri içime sinmedi.
Ancak sonunda güzel şarkılar buldum ve birini seçtim.
Aynı gruptan iki şarkı kaldı sona. Onlardan da en sevdiğimi seçiyorum.

21. Adında isim geçen bir şarkı.

The Smiths - William It Was Really Nothing

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 20

Merhabalar.
Yine ve yine seçeneklerin yığınla olduğu bir madde.

20. Senin için anlamı büyük olan bir şarkı.
Sezen Aksu'yu sevmeyen yoktur herhalde. Yaptığı her yeni parça bile seviliyor benim nezdimde. Daha küçük olduğum bir zamanlarda dinlediğim ve o zamandan beri en sevdiğim şarkılardan biri olan parçayı paylaşıyorum bugün için de. Anlamı büyük çünkü o çok sevdiğim ruhsal acıyı anlatıyor. Dinlerken bile içiniz o imkansızlıkla sızlıyor.

Sezen Aksu - Biliyorsun

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 19

Merhabalar.
Bitirmek üzereyiz neredeyse.

19. Sana yaşamı düşündüren bir şarkı.
Bugünün maddesi biraz zordu bence ancak tesadüf eseri bir bakmışım bir nevi hayatı anlatan bir şarkı duyuyorum. Ama onun tüm şarkıları zaten hayatı anlatır. Öyle de güzeldir ki. Yumuşacık sesi vardır bir de. Çoğu insan onun 'Hoş geldin' deyişini bilir ancak ben en çok 'Kendi Kendime' ve 'Ne Tuhaf' şarkısını severim. Melodisi bile ruhumdan içeri sızıyormuş gibi.

Birsen Tezer - Delikanlı

Bir Garip Havadis *2

Merhabalar.
Hiç tekrar kitap alışverişi yazısı yazacağımı düşünmezdim ama içimden geldi. Bu sıralar paşa gönlüm ne isterse onu yapıyorum. Bunun için de buradayım.
Merak ediyorum benim gibi kitap alma hızı okuma hızıyla orantılı olmayan var mı? Okunmamış kitapları görmek beni üzüp yorsa da sahafların önünden geçmek bile iki kitapla eve dönmeme neden oluyor. Bazen sırf kafa dağıtmak, kitapları görüp mutlu olmak için gireceğim diyorum ama oradayken gözüm kararıyor bir bakmışım kitaplarla sarmaş dolaş otobüsteyim. :D
Evet aldığım güzeller bunlar.
-Şeker Portakalı'nı okuduktan sonra devam kitaplarını almasam olmazdı. Zeze'yi çok özledim zaten. Hem evdeki taze liseliyi de heveslendiriyor böyle kitaplar. Abla aşığı olduğu için kendisi -hele bi olmasın ;)- benimle ortak noktalar yakalamak için kitaplarımı okuyor o da. Küçükken hiç sevmezdi. Ancak şimdi, doğru stratejiyle hareket edip bazı kitapları okuttuktan sonra, bayılıyor.
-Ve Dağlar Yankılandı, yazarın diğer kitaplarında inanılmaz keyif aldığım için aldığım bir kitap. Ben de lisede her genç gibi doktor olmak isterdim ve bu kitapları okudukça hep Afganistan'a falan gitmek isterdim. Belki biyomedikal mühendisi olarak bir faydam dokunur dünyaya kim bilir.
-Otomatik Portakal, adını şu sıralar çok duyuyorum. Okuduktan sonra filmini de izleyeceğim.
-Kedi Beni Çağırıyor, ismi ve kapağındaki kedi için elime aldım. Konusunu da beğenince benim oldu. Tam bir kedi aşığı olduğumu söylemiş miydim? Evimi bir sürü kedi ile dolduracağım anın gelmesini iple çekiyorum.
-Doğuştan Yalancı, tesadüfen elime aldığım ve arka kapaktan etkilenip aldığım bir kitap oldu. Gerçekten insan neden yalan söyler çok merak ederim. Bazen istemsizce bile yalan söyleyebiliyoruz. Her kelimesi yalan olan kişiler bile var. Ben çok karşılaştım mesela. Merakla okuyacağım zamanı bekliyorum. Bu tembellikle uzun sürmez umarım.
-Ve geldik Türklerin Altın Çağı'na, tarih kitaplarını hiç sevmezdim ama tarih aşığı biri ile karşılaşınca çok merak etmeye başladım. Babam da tarihe bayılır aslında ama çocuklar bir yabancının yaptığına daha çok dikkat ederler değil mi?
İşte böyle bir alışveriş yazısı daha blogda yerini alıyor. Yazının ortasında bilgisayarın şarjı bitip beni kısa bir şoka uğratsa da yazdıklarımın silinmemesi ile sakinleştim. Yazıyı yazarken dinlediğim ve sizin de duymanızı istediğim güzel bir şarkıyı da alta bırakıyorum. Bu aralar meydan okumadan dolayı da her yanım şarkılarla sarılı. Ne mutlu bana o zaman.
Mutlulukla kalın.

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 18

Merhabalar.
Bugün doğduğumuz zamanlara gideceğiz. 96 yılının müziklerini araştırırken çok şaşırdığımı söylemeliyim. Gerçekten de müzik evrensel ve sanat aslında sonsuzluğun ta kendisi. Daha ben yeni doğduğumda çıkan şarkılar şu an benim içimi titretebiliyor. Bu da onlardan bir tanesi.

18. Doğduğun yıl çıkan bir şarkı.

Bryan Adams sesine aşık olduğum bir sanatçı. Her şarkısına da bayılıyorum. Bu seçtiğim şarkının sözleri ise hayatımın bir evresinde gönülden isteyeceğim duyguları anlatıyor bana. Öyle güzel, öyle kıymetli bir aşk. Ne diyelim isteyen herkese nasip olur inşallah. Bir de yeni öğrendiğim bir detay bu şarkı bir film için yapılmış. The Mirror Has Two Faces. Ben izledim ve bayıldım. Rose'un aşk üzerine yaptığı tespitler çok anlamlıydı. 'Aşk üzücü bir şey diye anlatılır ama hep aşık olmayı isteriz. Çünkü aşıkken mutluyuzdur.' Şarkıyı beğenmişken filmi de izleyin derim.

Bryan Adams & Barbra Streisand - I Finally Found Someone

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 17

Merhabalar. Karaokeye hiç gitmedim belki
bundan sonra bir fırsatım olur ve seçtiğim
şarkıyı söylerim.
Zira bağımlısı olduğum Kore dizileri aşırı
heveslendiriyor insanı. Her dizi de neredeyse
üç bölümde bir karaoke sahnesi olduğu var
sayılırsa özenmek kaçınılmaz olurdu zaten.

17. Karaokede düet yapabileceğin bir şarkı.
Ben adamın tüm şarkılarının hastasıyım.
Bir kere süper dans ediliyor. Tam bir enerji
yüklemesi yaşıyorsunuz. Bu şarkısı da
dinlerken hep söylediğim bir şarkı bu yüzden 
örünce hemen seçtim. Ayrıca bu şarkı da
müzik listemin vazgeçilmez parçalarından
biri olmakta.

Enrique Iglesias - Heartbeat

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 16

Merhabalar.
Klasik müziğe küçüklükten beri bayılırım. Her şey bir piyano oyunuyla başladı ve ben melodilere aşık oldum. Gerçekten huzur verir. Aslında yine çok fazla seçenek var ama bu sefer bu tarz müzikleri sevdirmek adına daha yumuşak bir şeyler paylaşacağım. Eminim beğenirsiniz. Çünkü o Bach.

16. Klasik müzikten çok sevdiğin bir şarkı.

Bach - G Minor

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 15

Merhabalar.
Meydan okuma macerasını yarıladık.
Hızlıca geçiyor değil mi?
Bugün benim en sevdiğim tür var. Cover. Bazen orijinal şarkıdan bile iyi olabiliyor.
Aslında yine ve yine pek çok seçenek vardı ama ben şu sıralar en çok dinlediğimi seçtim.

15. Yeniden yorumlanan bir şarkı.
Belirtmeden geçmeyeyim grubun diğer şarkıları da çok iyidir. Tereddütsüz dinleyin.

Muse - Cant Take My Eyes of You

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 14

Merhabalar.
Evet bugünün konusu düğün şarkımız. Evlenmeyi hiç istemeyen biri olsam da buna tezat her genç kız gibi ben de düğünümü hayal ettim elbette. Hatta şu an bizim evde de sürekli takip edilen gelin evi programıyla kimseleri beğenmeyip 'ben şöyle yapacağım.' diye babaannemle dedikodu yaptığım doğrudur.

14. Düğününde çalmasını istediğin bir şarkı.
Budan birkaç yıl önce, kimsecikler o şarkıyı keşfetmemişken, düğünlerin vazgeçilmezi, ilk dansların aranan melodisi değilken ben hayallerimde o şarkıyı duyardım. Hep 'Bana ellerini ver...' diyerek romantik düşlerde düğünümü gerçekleştirirdim. Ancak şu an 'Kalbimin tek sahibine' şarkısı gibi bu güzelim şarkı da bayatladı. Ve huyum kurusun bir şeyi birileri yapıyorsa ben hiç yapmak istemiyorum. Yapsam bile içime sinmiyor. Bloğa yazdığım birkaç tavsiye yazısı da öyle. Sanırım artık Sapmalardan Seçmeleri yazmayacağım. Hevesim kaçtı. :(
Neyse efendim ne çok konuştum. İçim şişmiş resmen.
Seçtiğim şarkıya gelirsek....

Sezen Aksu & Özdemir Erdoğan - Küçük Bir Aşk Masalı
Bazen arkadaşlarım bu dediğime kızar ama yaşıtlarımdan hiçbir zaman hoşlanamadım nedense. Hep benden yaşça büyük kişiler dikkatimi çekti. Zaten gelecekte bir eş ve düğün planım olmadığı için en azından olmasını istediğim aşkı anlatan bir şarkı koyayım. Kim bilir belki bir gün aradığım olgunlukta biri ile karşılaşırım ve şarkımız bu olur.

Titre ve Kendine Gel

Uzun zamandır deneme tarzında yazılar yazmıyor oluşum ve kitap okumayı sanki hiç tanımadığım bir eylemmiş gibi unutmam beni eksiltiyor bugünlerde. O kadar hayat koşuşturmasına ve sosyal medya ilüzyonuna dalmışım ki internet dışında çok az zaman geçiriyor olmuşum. Çok değil bundan birkaç ay önce lanet meret instagram yokken hayatım daha izoleydi. Yanlış anlamayın instagramın yüzüne bile bakmıyorum aslında ancak bende ki farklılaşma o zaman başladı. Şanslıyım ki bunu fark edebilecek farkındalıktaymışım. Toparlanıp bazı akıl oyalayıcı boş şeyleri bir kenara itmeliyim. Çünkü beni bekleyen o yerde nefes var. En sevdiğim uçurumların sert ama huzurlu rüzgarları var. Gözlerimi kapattığım anda kaçıp gidebilme özgürlüğü var. Bugün bunu fark etmemi sağlayan seminer bana unuttuğum ama beni ben yapan şeyleri hatırlattı.
Hayaller iyi ki var.
Ve biz biraz da onlar için yaşamalıyız.

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 13

Merhabalar.
Bugünün maddesini araştırırken fark ettiğim üzere ben hep seksenler dinliyormuşum. Ne güzel bu bulunduğu zamana ayak uyduramayan ruhumun yansıması resmen.

13. Seksenlerden favorin olan bir şarkı.
Sesine bayıldığım bir şarkıcı. Hele bestesi alıp götürüyor beni. Çalma listemden hiç çıkmayan şarkılardan biri bu da. Eskiler en güzel zamanlarmış. Ait olamamak çok fena. Belki özenti belki ergenlik sancıları ama eskide yaşamayı çok isterdim. Ne yapalım herkes biraz yaşadığı hayatı yadırgamıyor mu zaten? Kendime bunu çok görmeyeceğim.
Yine bizi olmak istediğimiz yere götüren şarkılar iyi ki var.

Berlin - Take My Breath Away

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 12

Merhabalar.
Daha yaşım küçük olduğu için o kadar da gerilere gitmeden bir şarkı seçtim.

12. Gençliğinden (ergenliğinden) bir şarkı.

Aslında burada o kadar çok seçenek var ki. Hayatımın her anında müzik varmış. Sadece sevdiğim türler değişmiş zamanla. Orta okul yıllarımda gece yatarken yurt dışından gelen bellek şeklinde müzik çalarımdan hep Mustafa Sandal dinlerdim. Sonradan sadece yarışma programı jürisi olarak hayatımda kalsa da o zamanlar çok sevdiğim bir şarkıcıydı. Bir de o zamanlar en popüler şarkıları İndir ve İsyankar'dı ama ben yine ayrık otu gibi Çoban ve yazıda paylaştığım şarkılarını seviyordum. Toplasan on yıl olmamıştır ama şimdiden eskileri anlatan amcalar gibi hissediyorum. Büyümek güzel şey ama geride çok kıymetli şeyler bırakıyoruz. Keşke hiç unutmasak diyeceğim ama unutmak insanın kaderi. Bazen iyi olsa da...

Mustafa Sandal - Gönlünü Gün Edeni

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 11

Merhabalar.
Bayağı zor bir madde benim için. Çünkü hayatta hemen her şeyden sıkılan bir insanım. Dikkatimi ve ilgimi canlı tutablimek bazen imkansız olabiliryor benim için. İkizlerin böyle bir özelliği var mı merak ediyorum.

11. Dinlemekten asla bıkmayacağın bir şarkı.
Melodisini çok sevdim ve yakın zamanda keşfettiğim için de hala ilgim taze. Umarım siz de beğenirsiniz.

The Bangles - Eternal Flame

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 10

Merhabalar.
Bugün ise dünün tam tersi üzücü şeyleri konuşacağız.

10. Seni üzen bir şarkı.
Ben fiziksel acıya hiç gelemem ama ruhsal acı bana nedense haz verir. Melankolide huzur bulurum çoğu zaman. Bu belki hiç çok büyük acılar tatmadığım için çocukça bir özentidir. Umarım hep de öyle kalır.
Dünyadaki tüm insanların gerçek acıyı bilmemesini çok isterim.

Gökhan Türkmen - Oysa ki
Türk sanatçılardan en sevdiğim isim kesinlikle Gökhan Türkmen. Sesinde öyle bir şey var ki. Yumuşacık. Hikaye anlatır gibi şarkı söylüyor resmen. Bu şarkısı da sözleriyle benim içimi sızlatır. Çok da severim.
Sana her baktığımda günahlarım artar; oysaki en güzeli sensin... 
Sana her söylediğim şey seni bana getirir; oysaki imkânsızsın... 

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 9

Merhabalar.
Bugünün konusu benim bloğumun da ana teması olan mutluluk üzerine.

9. Seni mutlu eden bir şarkı.

Son Feci Bisiklet - Bu kız
Gerek sözleri gerek melodisi çok enerjik ve mutlu edici bir etkisi. Dinlerken sözleri solisti taklit ederek söylemek istiyor insan.
Bu kızla bana bir oda bir yatak bir kütüphane yeter.
Bu sözleri birine söylemek bile, işte aradığım insan dedirtebilir bana.

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 8

Merhabalar.

7. Bağımlılıklar hakkında bir şarkı
Bugünün konusunda hep zararlı maddeleri düşünsem de hiç o tarz bağımlılıklardan esinlenilen şarkı dinlemiyormuşum onu fark ettim. İnternetten araştırdığımda da çıkmadı içime sinen bir şey. Bu meydan okuma da gerçekten sevdiğim şarkılar paylaşmak istiyorum. Geriye dönüp baktığımda tam bana göre bir cevap diyebilmem önemli.
Ben de madde bağımlılığı yerine kendime uygun olan duygusal bağımlılığı seçtim. Duman'ı bilen bazı şarkıların arkasındaki üzücü olayı da biliyordur. Dayanması zor olsa da başarılı sanatın arkasında hep büyük duygular oluyor.

Duman - Melankoli

Böyle resimler üzerine yazılar yazmayı adet edindim bu aralar. Güzel olmuş ama değil mi? ;)

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 7

Merhabalar.
Yolculuk yapan bir insan değilim. Üniversite okuduğum şehir bile annemlere bir saat uzaklıkta. Şanslı bir öğrenciyim sanırım. Yaşıtlarımın çektiği çoğu zorluğu çekmiyorum.

7. Yolculukta dinlenebilecek bir şarkı
Bu maddeyi düşününce aklıma hareketli ama bir o kadar da sakin, huzur dolu bir şarkı seçmem gerekiyormuş gibi hissettim. Ve tabi ki seçimim Pinhani oldu. Tüm şarkılarını seviyorum. Çoğunun sözleri içime dokunabiliyor. Pek çoğunda da sakinleşiyorum. Tabi bunda solistin sesi de en büyük etken.

Pinhani - Yıldızlar
Güzel sesli, güzel sözlü, güzel adamlar...

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 6

Merhabalar.
Hadi biraz eskilere gidelim. Bu şarkıyla nostalji yaşayalım.

4. Sana dans etme isteği uyandıran bir şarkı.
Şimdi çok sosyetik bir söz gibi kaçacak ama oyun havalarını hiç sevmem. Hatta düğünlerde sırf bu yüzden oynamam ve azarı da yerim. :D Yakında nişanımız da var yine annem başlayacak kalk iki oyna diye ama kızında iş yok annecim. Davul dibimde çalsa bile içim kıpırdamıyor. Ama tabi ki benim de bir yumuşak karnım var oyun/dans konusunda. İspanyolcaya bayılırım. Enrique İglesias, Prince Royce çalınca yerimde duramam. Tabii bir de çağımızın popüler Hint müzikleri. Ama buraya onlardan birini değil daha farklı bir şarkıyı koyacağım. Kendinden geçercesine tepinmek değilde hafif sallanışlar ve ritmik koreografilerle dans ettiğim bir şarkı.
Ay ne tanıtım yazmışım. Dediğim gibi hafta sonu nişan var ve o davul sesleri şimdiden beni geriyor. Annem bu sefer beni unutsa da oyna demese keşke. :)

Earth Wind & Fire - Fantasy

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 5

Merhabalar.
Beş olduk iyi mi?
Bugün ki madde için epey seçeneğim vardı. Bende içlerinden en içime sineni aldım. Nakaratında geçen isim yüzünden de torpilli olabilir tabii.

5. Yüksek sesle dinlenilmesi gereken bir şarkı.

The Vaccines - Under Your Thumb
O Eleanor dediği kısımları tüm dünya duysun. Bayılıyorum bu şarkıya.

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 4

Merhabalar.

4. Sana unutmak istediğin birini hatırlatan bir şarkı.

Dördüncü gün maddesinde aklıma kimse gelmediği için epey zorlandım. Her ne kadar aşk duygusunu tatmayı çok istesem de karakterimin bunu engelleyeceğinin farkında biri olarak ümidimi kesme sınırında bekliyorum aşkı. Ve unutmak istenen biri de hep kalbimi kıran bir sevgiliymiş gibi geliyor bana. Ben de dinlerken hareketli ritmine rağmen içimin sızladığı ve bu şarkıdaki gibi bir durumda kalmanın beni üzeceğini düşündüğüm için bu şarkıyı seçtim.

Duman - Sevdim Desem



30 Şarkı Meydan Okuması *Gün 3

Merhabalar.
Geldik üçüncü güne.

3. Sana yazı hatırlatan bir şarkı.

Enbe - Senden Kıymetli Mi?

Yaz deyince aklıma hep Demet Akalın, Hande Yener ve Serdar Ortaç şarkıları geliyor nedense. Yazın geldiğini öyle anlıyorum. :D
Ama Enbe'den dinlediğimiz bu yaramaz ;) şarkı da tam yazın hafif esintili bir rüzgarda saçlarını savrulması hissini veriyor bana.
Müzik iyi ki var. :)
Mutlulukla kalın.

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 2

Merhabalar.
Bugün meydan okumanın ikinci günü. Öneri Makinesi'nin yazısını gördüğüm gibi buradayım. Aslında Sezen Aksu ve Özdemir Erdoğan'ın birlikte düet yaptığı Küçük Bir Aşk Masalı'nı yazacaktım ama dün akşam mutfağı toplarken dilime bir şarkı dolandı ve onu yazmaya karar verdim.

2. Adında sayı geçen sevdiğin bir şarkı:

Ziynet Sali - Beş Çayı

Bu şarkı çalma listemden yıllardır çıkmamıştır. Çok severim ve içim burkulur. Sözleri öyle anlamlı ki. Kesin bir müzik zevki olmayan biri olarak kulağıma güzel gelen her şeyi dinliyorum. Sanırım bu meydan okuma da yelpaze gibi çeşit çeşit olacak.
Müzik iyi ki var. :)
Mutlulukla kalın.

30 Şarkı Meydan Okuması * Gün 1

Merhabalar.
Çok geçe kalmışım sanırım ama mazeretim var.
Ailemin yanına ufak bir ziyaret yaptım gez gez anca eve gelebildik.
İlk meydan okumam ve oldukça heyecanlıyım. İlk şarkıyı bulmak için tüm çalma listemi talan ettim ama yok.  Renk adı geçen bir şey bulamadım. Bu sefer de internette araştırmaya karar verdim ve dinleyince vuruldum. Zaten aşık olduğum renk olan yeşilin şarkısı. Kendimi şanslı sayıyorum çünkü tipik bir ikizler burcu olarak karar vermek benim için ölüm gibi. Ama asıl işin ilginç yanı ilk maddelerde aklıma bir şey gelmezken son maddeler hazır bile. Heyecanla ilerleyen günleri bekliyorum. Ve sloganımız; müzik iyi ki var. :)
Mutlulukla kalın.

1. Adında renk olan sevdiğin bir şarkı:

Yeni Türkü - Yeşil Şarkı

Sapmalardan Seçmeler #2

Merhabalar.
Uzun zamandır aklımda olsa da daha yeni yazmaya başladığım, serimin ikinci yazısı olan, tavsiye ve izleyip-dinledim bir de paylaşayım niyeti taşıyan yazıma hoş geldiniz.
Unutmadan yarın Öneri Makinesinin meydan okuması başlıyor.'30 şarkı meydan okuması.' Ben katılacağım. Birkaç şarkıyı belirledim bile siz de onun sayfasına yorum yapıp katılabilirsiniz.
Lafı uzatmadan öneriler geçmek istiyorum. Ancak baştan uyarayım. Genel olarak Asya yapımları izlediğim için -ki bunun en büyük nedeni alt yazılı ve indirip izleyebileceğim sitelerin çokluğudur.- dizi-filmler de o taraf ağırlıklı olacaktır. Çok seveni kadar hiç sevmeyeni olduğunu da biliyorum ve diyorum ki konuyu sevdiyseniz bir şans verin. Dili farklı geliyor, görünüşleri değişik, ergen işi falan diye düşünmeyin. :D

1. Perfect Proposal - Güney Kore - 2015
Filmdeki baş roller süper bir oyunculuk yeteneğine sahipler. Başka yapımlarında da severek izlediğim bir ikili. Hatta Im Soo Jung'un yüzünde Asya'nın egzotik güzelliği var bence. Konusu şöyle kızımız arkadaşı yüzünden tefecilere borçlanmıştır. Peşindeki adamlardan kurtulmak isterken karşısına bir iş teklifi çıkar. Yaşlı bir adama hasta bakıcılık yapacaktır. Görüşmeye gittiğinde işin aslının hasta bakıcılığı olmadığını öğrenir. Adamın oğlu mirasını almak için kızın adamla evlenmesini ve mirası yarı yarıya paylaşmayı önerir. Başta tereddüde düşse teklifi kabul eden kızımızı bekleyen düşündüğü şeylerden çok başkadır.
Sonlarına doğru aşırı şaşırmıştım. En son sahnede kızın sorduğu soru da ise kadınlar neden hep duygusal diye yakındığım doğrudur.

2. S Diary - Güney Kore - 2004
Kim Sun Ah gibi başarılı bir oyuncunun etrafında dönen komik ve yürek burkan bir hikaye. Ona eşlik eden şimdinin jönü olan erkek oyuncuların da gençlik hallerini izleme şansı buluyoruz filmde. Başlangıçta kızımıza erkek arkadaşı ilişkide onu çok sıktığını ve buna benzer şeyler söyleyip ilişkinin yürümediğini anlatır. Onu her şeye zorladığını falan iddia eder. Eğer isterse eski sevgililerine onu hiç sevmişler mi diye sormasını söyler. Kızımızda bunun üzerine önceden hayatına giren üç erkeğe bu soruyu sorar. Kalbini kıran cevapları alması üzerine her ilişki esnasında tuttuğu günlükleri iyice didikleyip her birine dava açar. Ama para vermeye de niyetli olmayan erkekler için sancılı zamanlar başlamıştır. Her birinin hassas noktasını iyi bilen kızımız hepsinden intikam almak için çalışmalara başlar. Sonunda davadan alacağı paraları çatır çatır yemenin hayaliyle hırslanmaya devam eder. Peki sizce asıl cevap nedir? Onu hiç sevmişler mi?
Filmin sonu bu cevabı öyle güzel veriyor ki. Her anında eğlendiğim bir filmdi.

3. Leylekler - ABD - 2016
Yine bir animasyon sıkıştırdım araya. Konusu şöyle, zamanın da bebekleri leyleklerin getirdiği bir şirket varmış. Ama talep azalınca şirket iş değiştirip kargo işine girmiş. Fabrikayı titizlikle yöneten müdür Junior işe yaramayan bir elemanı başından savmak için bir yerde görevlendirir. Bu eleman bir insandır ve teslimat zamanında onu götüren leyleğin bebeği sahiplenmesiyle fabrikada büyümüştür. Yanlışlıkla bebek yapma makinesi çalıştıran bu iki kafadar bebeği bir aileye teslim edip bu olay hiç yaşanmamış gibi yapmak isterler. Ama aksilik peşlerini bırakmaz. Tabi bir de dünya da ailesinin ilgisizliğinden sıkılan ve bir kardeş bekleyen sevimli afacanı unutmamak gerek.
Ailenin işlerine olan düşkünlüğünden sıyrılma anı çok güzeldi. Hep beraber izlenecek güzel bir animasyon.

4. Poongsan - Güney Kore - 2011
Kim Ki Duk'u hiç duydunuz mu? Her filmi acayip konuları anlatır. Toplumda en yanlış denecek ne varsa hep o olaylar etrafında döner. Her filmi güzel diyemem ama hepsinin farklı olacağından emin olabilirsiniz. Bu film de onun yapımcılığında çekilmiş. Süper bir şeydi.
Kuzey-Güney ikililiğini ve siyasi anlaşmazlıklar yüzünden zorluk çeken insanları anlatan bence eleştirel bir film. Hele baş rolün o silahları bir bir kapıdan içeri attığı sahne manidardı.
Konusu, Kuzey Kore ve Güney Kore arasında teslimatçılık yapan bir adamla başlar film. Kendi yöntemleriyle sınırdan kaçmanın bir yolunu bulmuş ve birbirinin özlemini çeken insanlara bir nevi yardımcı olmaktadır. Bir gün güneye sığınmış kuzeyli bir siyasetçinin isteği üzerine yeniden bir işe çıkar ondan sonra da asıl macera başlamış olur.
Filmde baş roldeki adamın konuştuğunu hiç duymuyoruz. Kim Ki Duk'un çoğu filminde de karakterler konuşmaz zaten. Başta filmleri pek değer görmese de şu an uluslara arası ödülleri olan bir yönetmen kendisi. Herkesin sevebileceğini pek sanmıyorum filmlerini ama bazıları şansı hak ediyor.

5. ATM Error - Tayland - 2012
Süper bir komedi. Her sahnesine, her karakterine güldüm. Jib ve Sua aynı bankada çalışan bir çifttir. Ama şirketinde çok önemli bir kuralı vardır. şirket içi ilişkiler yasak. Bu sebeple aralarında yine bir kavga çıkmıştır. Sua da bir anda hadi evlenelim demiştir. Kızımız ne olduğunu anlamadan bir gecede düğün planlanır. Ama bu sefer başka bir sorun çıkar 'kim işten ayrılacak?'. Çiftimiz bunu tartışa dursun bankanın atmlerinden biri hata verir. Para çeken herkese iki katı ödeme yapmaktadır. Aksilik bu ya atmyi gösteren tüm kameralar kapanmış ve sadece hesap hareket listesi gözükmektedir. Yani kimler fazla para aldı bilinmiyordur. Çiftimiz bunun üzerine bir iddiaya girer. Kim o kişileri en önce bulursa diğeri işi bırakacaktır. Birbirilerine kaybetmek istemeyen iki inatçı keçi bakın hırs uğruna ne hallere düşmüş?

Şimdi müzik.

1. Muse - Endlessly
Bayılıyorum bu şarkıya.

2. Muse - Falling Away With You

3. Hypnogaja - Here Comes The Rain Again 

4. Bryan Adams - Here I Am


5. Bryan Adams - Please Forgive Me

Sesine bayıldığım adam. 
Evet bir kez daha müzik iyi ki var.
Mutlulukla kalın.

When Wolf Falls in Love with Sheep - Film

Merhabalar.
Hadi bir yazı yazayım diye kendimi gaza getirmeye çalışsam da bir türlü o moda giremiyordum. Ancak vizelerden sonrada tembelliğe iyice alıştığımı görünce hem okul işlerini hem de blog işlerini biraz sıkılamanın zamanı geldi deyip buradayım.
Bugün sizlere süper bir film tanıtacağım. Çizim yapmayı seven ve onları esprili bir şekilde konuşturmaya bayılan biriyseniz bu film de ilginizi çekecektir.
Lisede başlayan Kore virüsünün mağdurlarından biri olduğumu yazmıştım önceki yazılarımda. Ancak çok çabuk sıkılan biri olarak tek bir ülkeye bağlı kalamadım yine. Bu sefer ki filmimiz Tayvan'dan geliyor. Mandarin dilene bayılıyorum. Aslında Asya dillerinin hepsini ayrı seviyorum ama bu başka. Filmi baş rollerinde Kai Ko (Tung) ve Jian Man Shu (Yang) var. Şimdi sizleri konuyu anlatma ve spoi kısmına alalım.
Efendim filmin konusu şöyle. Tung, sevgilisiyle çok mutlu bir beraberlik yaşamaktadır ancak bir sabah uyandığında sevgilisini evde bulamaz. Alnına yapıştırılan bir notla terk edildiğini öğrenir.-en vicdansız terk etme yöntemlerinden biriydi bence.-  Ve düşer yollara.
İşte o an.

Ve yola çıkma nedeni.


Bu da sevgilisinin onu terk etme nedeni.

Namyang caddesinde kendine fotokopicide bir iş bulur. sınav kağıtlarını çekip dershanelere götürmektedir. Bu sırada da hep sevgilisini yeniden görmeyi beklemektedir. İş yaptıkları bir dershanede çalışan Yang isimli bir kız vardır. Bu kız sınav kağıtlarına hep aynı kuzuyu çizmektir. Dershanenin sahibi de ilgi çekici olduğu için buna izin verir. Bir gün Tung sınav kağıdına bir kurt çizer. O kağıdı yok etmek isterken de patronu kurt resmi olan kağıdı fotokopiye verir. Tüm dershaneye dağıtılan sınav kağıtları toplandığında her öğrenci başka bir resim çizmiş ve kurt resmi popüler olmuştur. Eh durum böyle olunca Yang ve Tung'un arkadaşlıkları ilerler ve çok güzel sohbet sahneleri izleriz biz de. Film de her karakter ayrı ayrı önemli ve komikti. Hele sonunu görünce nasıl güldüm anlatamam. Fotokopicideki patron bayıldım. Bir de dershanedeki muhasebeci kız var ki onunda pilav satan çocukla çift olmasını çok isterdim nedense.
Şimdi gelelim resimler ve spoiye.

-Para bastığını hayal et.

Çünkü patron her şeyi paraya çevirmenin yolunu çok iyi biliyor.

-Keşke istediğimiz her şey öylece gökten düşse.

-Yukarıda günde bir iyilik demişti sevgili Tung. İyilik yaptığı zamanların birinde de kullanılmayan öğrenci dolaplarını temizler ve orada bazı eşyalar bulur.

-Ah gelelim filmin en karizmatik adamına. Şu gülüşe bakar mısınız?


Bu kişi sokakta yemek yapan bir rahiptir ve hobi olarak bu işi yaptığını söyler. Tung'un aşk hocalarından biri de bu adam olur ve ona kaybettiği köpeği ile ilgili bir hikaye anlatır. Sonunda da yukarıdaki sözü söyler.

-Uyurgezer kızımızla olan kısımlara başlayalım artık.

Bazı karşılaşmaların sonu tek parça bitmese de.

-Tabi Yang'ın da bir kalp acısı vardır.

-İkisi dertleşirken.



-Bu yüze kadar sayma olayının hikayesi de var elbette.


-Teselli anlarında.

-Bu şemsiye sahnesi çok güzeldi. Filmde hep küçük ipuçlarıyla bir şeyler anlatılmaya çalışılmıştı. Dikkatli izlenirse çok daha anlamlı olacağına inanıyorum.

Burada şemsiye uzun zamandır aynı yerde duruyordur ama bir türlü onu kullanmak isteyen kişi olmuyordur. Yang bunu fark eder ve bir anda koşa koşa onu alır ve başka bir sepetin içine koyar saniyeler sonra bir kadın şemsiyeyi alır ve biz yüzümüzü gülümseten o manzarayla karşılaşırız.
Bence burada aradığımız şeyler bulunduğumuz yerde yoksa bir yer değişikliği bize hayal ettiğimizden de güzel bir cevap sunabilir denmek istenmiş.

-Gerçekten de hayatta her şey biraz karman çorman değil mi?

-Bir de 13:14 hikayesi var. Onun sonu da bizim fotokopiciye bağlanınca çok şaşırmış ve gülmüştüm.





-Bir anlamlı parçayı ve bizim koca kurt meşhur olunca bakın fotokopici amca bunu nasıl paraya çevirdiğini de görün istedim.

-Tabi ki filmin en önemli parçası koyun çizimleri.

Bu da kurt resmini ilk çizdiği zamandan sonra fotokopiye gelen sınav kağıtları.

-Patron yine akıl hocası oldu.


-Ve kendini sorgulama anı.

-Sonunda yapılan dev organizasyon.
-En beklenmedik sürpriz.
Sevgilisini o kadar bekledi ama hiç göremedi. Tam vazgeçtiği anda ise karşılaştılar. Filmde fotokopi aynı zamanda günde bir iyilik adı altında yeni bir hizmet veriyor demiştik. Bu işlerden birisi de müşterinin kayıp köpeğini bulmaktı. Her gece Tung çıkıp köpeği arıyordu ama aslında köpek fotokopi dükkanının arkasındaki sokakta gezinip duruyordu. Daha sonra köpeğin asıl sahibi sokağa bırakılmış bir kediyi sahiplendiği sırada onun köpeğini de başka biri alıp evine götürdü. Bazen bazı şeyler başımıza gelmek zorundadır. Çözümü yanı başımızda da olsa ulaşamayız. O an için tek yapmamız gereken o sıkıntıyı yüklenmek ve ulaşamasak bile çözüm için çabalamak gerekir. Çünkü o çabalama sürecinde pek çok yeni kazanım elde ederiz.

-Sonunda kızı durdurur. Ama o da ne işler hiç de sanıldığı gibi değil. Dahası sen o kadar organizasyon yap kız için ama hiçbir şeyden haberin yokmuş gibi davran. Aman gerçek anlamda fedakarlık da bu değil mi zaten. Sonuçta Tung tüm bunları sırf o gitmesi diye yapmıştı.



-Bu son beni öyle bir ters köşe yaptı ki. Hem o rahip hem de fotokopi sahibi az değilmiş. Filmin Eros'larımış meğersem. Ah o muhasebeci kızla pilavcı çocuğu da ayarlasalarmış birbirlerine keşke. Neyse artık.

Evet bir film tanıtımımız daha bitti. Güzel, eğlenceli, acayip komik bir film. Herkes izlesin derim ben. Bayıldım çünkü.
Mutlulukla kalın.